“Mendil ve Ayakkabı”, hastalığın fiziksel etkilerinden çok, insanın çevresiyle ve kendisiyle kurduğu bağların çözülmesini anlatan içe dönük bir öyküdür. Kahraman, bedenindeki değişimleri her sabah aynada fark ederken, yaşadığı rahatsızlığı yaşlılık bahanesiyle örtmeye çalışır. Günlük hayatın içindeki küçük ayrıntılar —otobüste özürsüz bir çarpışma, bekleme salonundaki umursamazlık, doktorun şaşırtıcı nezaketi— onun için insan ilişkilerindeki samimiyet eksikliğinin sembollerine dönüşür.
Öykü boyunca mendil, dikkat ve özenin; ayakkabı ise insanın hayata ve kendine tutunma çabasının sessiz tanığı olur. Kahramanı asıl sarsan şey hastalık değil, çevresindeki insanların kontrollü ilgisi, yüzeysel yakınlığı ve görünmez mesafesidir. Metin, ölümden çok, insanların birbirini yaşarken nasıl yavaşça eksilttiğini; insanı tüketenin bazen açık kötülük değil, ince ve kimliksiz bir kayıtsızlık olduğunu anlatır.
Hulki Muradi Arka Plan Sanat’ın 42. sayısında sizler için yazdı…
https://arkaplansanat.com/product/arka-plan-sanat-42-sayi/


