İnsan, doğadan kopup toplumlar kurdukça yalnızlaştı; bu yalnızlığı ise çoğu zaman yapay ilişkiler ve kapitalist düzenin sunduğu geçici çözümlerle bastırmaya çalıştı. Toprak Kadar Yalnız, kalabalıklar içinde sıkışmış modern insanın, doğadan özgürleşmeye çalışırken aslında topluma ve sistemin toksik samimiyetine daha da bağımlı hâle gelişini anlatıyor. Sonunda kazanan düzen olurken, kaybeden insanın kendisi oluyor.
Doğa Renkler’in hikâyesi; başarılı, kentli bir kadının doğaya duyduğu özlemle ondan duyduğu korku arasındaki çatışmayı, çocuklukta yerleşen temizlik kaygılarının ilişkilerine ve bedenine bıraktığı izleri görünür kılıyor. Toprakla yüzleşme, dokunma cesareti ve geri dönülemeyen bir eşikte verilen karar; insanın kendine yabancılaşmasının ve iyileşme ihtimalinin sembolüne dönüşüyor.
Hulki Muradi Arka Plan Sanat’ın 40. sayısında sizler için fotoğraflayıp yazdı…


