Çukurova, Mersin-İskenderun sahilinden Toroslar’ın eteklerine uzanan bereketli toprakları ve çevresindeki dağlık alanlarla bütünleşmiş bir coğrafyadır. Bu bölgenin müzik kültürü de ova ve dağ yaşamının iç içe geçtiği bir yapı gösterir. “Çığırmak” sözcüğü; bağırmak, çağırmak, ses vermek ve türkü söylemek gibi anlamlar taşırken, Çukurova’da özel olarak türkü söyleme eylemini ifade eder. Yörede bir türküyü söylemek, sözleri kime aitse onun adıyla birlikte anılarak “filanca çığırmak” şeklinde dile getirilir.
Bu bağlamda “Karacaoğlan çığırmak” ifadesi, özellikle uzun hava ve bozlak söylemek anlamında yalnızca Çukurova’ya özgü bir kullanım olarak öne çıkar. Karacaoğlan’ın eserleri Türkiye’nin pek çok bölgesinde bilinse de, onun adıyla türkü söyleme geleneği bu bölgede kültürel bir kimliğe dönüşmüştür. Çukurova’da türküler, teknik ayrımlarla değil, halkın dilinde “Karacaoğlan çığırmak” olarak yaşar; bu da ozanın yüzyıllardır halk belleğinde güçlü bir yer edinmesini sağlamıştır.
Dr. Halil Atılgan Arka Plan Sanat’ın “Adana ve Müzik” dosya konulu 41. özel sayısında sizler için yazdı…


