Hakikat Ötesinin (post-truth) Gerçekliği Üzerine; Metafoto-grafa Geçiş…
Yazı, “post-truth” kavramını sanat ile siyaset arasında karşılaştırmalı olarak ele alır. Sanatta gerçekliğin ötesine geçmek, hayal gücünü ve yaratıcılığı besleyen doğal bir anlatım biçimiyken; siyaset, medya ve emperyal güçlerin elinde bu kavram, hakikati çarpıtan ve kitlelerin algısını yöneten bir araca dönüşmektedir. Yazar, gerçeklik (reality), gerçekçilik (realism) ve hakikat (truth) kavramlarını birbirinden ayırarak büyülü gerçekçilik, toplumsal gerçekçilik ve sanal gerçekçilik gibi akımlar üzerinden bu dönüşümü tartışmaktadır.
Yazının ikinci bölümünde ise dijital teknolojiler, sosyal medya ve özellikle yapay zekâ ile üretilen görsellerin fotoğrafın belge niteliğini zayıflattığı savunulmaktadır. Yapay zekâ üretimlerinin “fotoğraf” olarak tanımlanmasına karşı çıkan yazar, bu sürecin yalnızca estetik değil etik ve hukuki sorunlar da doğurduğunu, telif ve özgünlük tartışmalarını beraberinde getirdiğini vurgular. Sonuç olarak “post-truth” yerine “Yalan Gerçekçiliği (Lie Realism)” kavramını önererek, çağımızın en büyük sorununun gerçeğin değil, gerçeğe benzeyen yalanların yaygınlaşması olduğunu ileri sürmektedir.
Okyar Atilla Arka Plan Sanat’ın 43. sayısında sizler için yazdı…


