Eskiler alıyorumAlıp yıldız yapıyorumMusiki ruhun gıdasıdırMusikiye bayılıyorumŞiir yazıyorumŞiir yazıp eskiler alıyorumEskiler verip musikiler alıyorum.Bir de rakı şişesinde balık olsam!” demiş ya Orhan Veli..İşte o gökyüzünden size göz kırpan yıldızlar Orhan
İstanbul’un Son Şahidi Ara Güler
📌 İstanbul deyince aklıma martı gelir,Yarısı gümüş, yarısı köpükYarısı balık, yarısı kuşİstanbul deyince aklıma bir masal gelirBir varmış bir yokmuş..“İstanbul Destanı” şiirinde Bedri Rahmi’nin aklına neler gelmez ki; Orhan Veli,
Hüznün Çiçekleri
Bana göre Vincent, Rachel’e âşıktır ve Gauguin de Rachel ile bir gönül ilişkisi yaşayıp bunu fütursuzca Vincent’e söyleyince olan olmuştur; her şeyine sırf ressamlar birliği olsun diye katlanan, onun resimleriyle
Hüznün Çiçekleri
📌 Attila İlhan’ın “Kaptan 5” şiirindeki:“Hep aynı manzarayı kullanmaktan bıktım usandımBir yumruk vurdum dünden kalma bir şarkıyı dağıttımVan Gogh bana bakıyordu deli gözleriyle bakıyordu.”.Dizelerinde dili sürçmüş olmalı ki dâhi gözleriyle
Kulağım Sende Kalsın
📌 Gogh’un bir hayali vardır; ressam A. Monticelli’nin yapmak isteyip de yapamadığı ekolü devam ettirmek. Bu sebeple Güney Fransa’nın Arles kentine taşınır. Ve orada sanatçıların yaşayabileceği, birbirlerine ilham verebilecekleri bir
Kulağım Sende Kalsın
Vincent Van Gogh’un hayatı ve eserleri öyle iç içe geçmiştir ki resimlerine baktığımızda onun hayat hikâyesini görürüz aslında. Gogh’un hayatı bugüne kadar birçok kez anlatılmasına rağmen onun resimlerinde daha birçok
Az Şiirden Uz Öykülere
📌 Orhan Kemal’in romanlarını okurken Adana’nın dışındaysanız içinde bulursunuz kendinizi, içindeyseniz de bir kıyısında. Bazen topal eskiciyle ağlarsınız, bazen onunla çocuk olur babasına kızarsınız, romanın bir yerinde katıla katıla güldüğünüz
Orhan Kemal: Az Şiirden Uz Öykülere
📌 Orhan Kemal, “Baba Evi” adlı romanında kendi çocukluğunu anlatır. Avukat olan babası muhalifliğinden dolayı kurmuş olduğu parti ve gazetesi kapatıldığı için Beyrut’a gider ve bir süre sonra ailesini de
Bir Şarkısın Sen…
📌 Çocukluğumuzda sokak ışıklarının olmadığı yıldızlı bir gecede, dilek dilemek için kayan yıldız görme umuduyla gökyüzüne baktığımızda beyazımsı bir sis bulutu gibi süzülerek bizi etkileyen ve diğer yıldızları unutturan o
Dostoyevski Okuru
“Cemal Süreya, “1944 yılında Dostoyevski’yi okudum. O gün bugündür huzurum yoktur.” der. Bunun nedeni Dostoyevski okuyucuyu kolay etkiler, bazı kitaplarında çaresizliği iliklerine kadar hissettirir insana, bazısında vicdan muhasebesi yaptırır. İşte











