Yüksek dağların uğultulu tepelerine adını yazan, fotoğrafçılığının yanında şair, ressam, araştırmacı, çevreci ve gerçek bir hümanist. Yol gösterici, ağabey, usta, hoca ve evrenin lirizmini yalnızca yaşamına değil yapıtlarına da taşıyan saygıdeğer kişilik. Fotoğraflarına bakarak, artık sadece anılarını yaşatacağımız, aramızdan geçip giderken sevgiyle bize dokunan muhteşem bir ruh.
Dağları, denizleri, gölleri buzulları inceledi. Dağlara tırmandı, denizlerin derinliklerine daldı, ormanların gölgesinde kendi patikalarını oluşturdu. Koca evrenin içinde, küçük bir parça olarak kendi var oluşunun hakkını sonuna dek verdi. Neredeyse yaşadığı her ana çektiği fotoğraflarla bizi de ortak etti. Alok, erimekte olan buzullara bakarak dünyanın karanlık geleceğini tahmin etmiş ve uyarılarını, çektiği fotoğraflara birer estetik öge olarak dikkatle yüklemişti.
Merih Akoğul Arka Plan Sanat’ın 42. sayısında sizler için yazdı…


