Türk edebiyatının önemli isimlerinden Sabahattin Ali, yalnızca öykü, roman ve şiirleriyle değil, fotoğrafçılığa duyduğu büyük ilgiyle de dikkat çeker. Yanından hiç ayırmadığı Kodak makinesiyle ailesini, dostlarını, Anadolu insanını ve gezdiği şehirleri görüntüleyen Ali, 1930’lu ve 1940’lı yılların sosyal yaşamına ışık tutan yüzlerce kare bırakmıştır. Ölümünden sonra fotoğraf makineleri kaybolsa da geride kalan negatifler ve fotoğraflar, onun güçlü bir görsel hafızaya sahip olduğunu ortaya koymuştur.
Fotoğraf sanatçısı İsa Çelik ve küratör Sevengül Sönmez’in çalışmaları sayesinde gün yüzüne çıkan bu arşiv, Sabahattin Ali’nin edebiyatçı kimliği ile fotoğrafçı yönü arasındaki güçlü bağı göstermektedir. Yazılarında olduğu gibi fotoğraflarında da insanı, toplumu ve yaşamı yalın ama etkileyici bir bakışla ele alan Ali, fotoğrafı yalnızca bir kayıt aracı değil, zamanı ve insan hikâyelerini geleceğe taşıyan bir tanıklık olarak kullanmıştır. Bu nedenle fotoğrafları, edebi eserleri kadar değerli bir kültürel miras niteliği taşımaktadır.
Doç. Dr. Ali İhsan Ökten Arka Plan Sanat’ın 43. sayısında sizler için yazdı…


