Psikolog Sema, her gün danışanlarının hikâyelerini dinlerken onların acılarında kendi yalnızlığını görmeye başlar. İnsanlara kendilerini kabullenmelerini öğütleyen bu kadın, aynadaki yansımasına yabancılaşmış; yaşamın anlamı ile anlamsızlığı arasında sıkışıp kalmıştır. Klinikteki sessizlikler, yarım kalan cümleler ve dinlediği hikâyeler zamanla onun kendi sesini bastırır.
Bir gün, masasında duran seramik kuşun kanadında oluşan ince çatlak dikkatini çeker. Bu çatlak, içindeki görünmez yaranın somut bir yansıması gibidir. Sema, başkalarını iyileştirmeye çalışırken kendi kırılganlığıyla yüzleşir ve dinlemenin yalnızca bir meslek değil, insanın kendini duyabilmesi için de bir yol olduğunu fark etmeye başlar.
Hulki Muradi Arka Plan Sanat’ın 43. sayısında sizler için yazdı…


